Travma Sonrası Destekleyici Yaklaşımlar (Anaokulu ve İlkokul)

Her insan yaşamdaki zorluklar ile başa çıkmaya yardımcı olacak güçlü yönlere ve yeteneklere sahiptir. Bununla birlikte, bazı durumlar hepimiz için zorlayıcı olabilir. Bu zorlayıcı etkenlerle baş edebilmek için içsel gücümüzü ve sosyal destek ortamlarını harekete geçirmek önemlidir.

Herkes savaş, doğal afet, kaza, yangın ve kişilerarası şiddet gibi farklı türlerde acı veren olaylardan etkilenir. Ancak farklı tepkiler verir. İnsanların birçoğu olanlar hakkında yoğun şaşkınlık, anlam verememe, güvensizlik veya belirsizlik hissedebilir. Aşırı korku ve kaygı duyguları baskın olabileceği gibi bir şey hissedememe ya da içe kapanma gibi duygular da yaşanabilir. Yaşanan bu tepkilerin yoğunluğu kişiden kişiye değişebilir. Kişilerin travmatik olaylara karşı verdiği tepkilerin yoğunluğu aşağıda sıralandığı gibi farklı etmenlere bağlıdır: 

  • Yaşanılan olayların doğası ve şiddeti,
  • Önceden yaşanan üzücü olaylar,
  • Sosyal destek sistemi,
  • Fiziksel sağlık,
  • Psikolojik sağlık problemlerinin kişisel ve ailesel tarihçesi,
  • Kültürel geçmiş ve gelenekler,
  • Yaş 

Bireyler yaşadıkları çevrenin öngörülebilir, tutarlı ve güvenli olmasını beklerler. Ancak bazı yaşantılar, çevrenin güvenliğine ilişkin algıyı zedeleyebilir, onları travmatik yaşantıya açık hale getirebilir.  Çocukların medyadan aldıkları bilgiler veya başkalarının deneyimlerini işiterek / izleyerek maruz kalmaları güven algılarını zedeleyebilir.  Bu gibi durumlarda anne babalar olarak bilinmesi gereken önemli noktalar vardır: 

  • Çocuklar yetişkinlerin travmatik yaşantılara verdikleri tepkiler­den etkilenirler. Bu nedenle kar­şılaşılan durumları sakinlikle karşılayabilecek yetiş­kinlerin varlığı önemlidir. Güvendiği kişinin bu şekilde duruşu, güvende hissetmesini kolaylaştıracaktır. 
  • Travmatik yaşantılar sonrasında olabildiğince güven verici olmak, endişe verici düşüncelerin arttırılmamasına dikkat etmek gereklidir. Çocukların bu tip olaylarda savunmasız olmadıklarını, kendi­lerini koruyan ve güvende olmaları için uğraşan insanlar (anne, baba, polis, öğretmen, itfaiye vb) olduğunu bilmeleri önemlidir. 
  • Bütün çocuklar travmatik olaylara aynı şekilde tepki vermezler. Çocukları yaşadıklarını paylaşmak konusunda zorlamamakta fayda vardır. Ancak paylaştıklarında dikkatle dinlenilmelidirler. Çocukların ifade ettikleri duygu­ları isimlendirmelerine yardımcı olmak da önemlidir. Çocukların yanlış anlama ve çıkarımları düzeltilmelidir. 
  • Açıklamalar çocuğun gelişim düzeyine uygun olarak yapılmalıdır. Küçük yaş grubundaki çocuklara kısa ve basit bilgilendirme yapılarak yaşamlarının günlük yapısının değişmeyeceğine dair güven verilmelidir. Duygularını ve düşüncelerini dile getirmeleri konusunda yüreklendirilmeli,  iyi bir dinleyici olunmalıdır. 
  • Olay olmamış gibi veya bir önemi yokmuş gibi davranılması çocukların endişelerini daha da arttırabilir. Çocuklarla konuşurken olayın ne olduğu veya ne olabileceği konusunda eklemeler ve yorumlar yapmaktan kaçınılmalıdır. Özellikle küçük çocuklarla olayların boyutu ile ilgili (ölü ve yaralı sayısı vb.) konuşmamalıdır. 
  • Çocuklar duygu ve düşüncelerini en rahat oyunlarla ifade edebildiklerinden onlara mümkün olduğunca oyun ortamları sağlanmalıdır. Bu oyunlarda ebeveynler çocuğu yönlendirmemeli ve onun istediği doğrultuda oyuna katılarak endişelerini anlamaya çalışmalıdırlar. 
  • Çocuklara her zaman akıllarına gelen soruları ebeveynlerine ve öğretmenlerine sorabilecekleri ve endişelerini paylaşabilecekleri belirtilmelidir. Çocuklar tekrar tekrar sorular sorabilirler. Bunlar sabırla, sakinlikle cevaplandırılmalı, güven uyandıracak ve yaşlarına uygun cümleler kullanılmalıdır. 
  • TV, gazete ve sosyal medyayı kullanan, facebook, twitter hesapları olan çocukların neleri izlediğine hakim olamayacağımız için bilgisayar kullanımı/internet erişimi konusunda yetişkin kontrolü olmalıdır. 
  • Devamlılık hissini yapılandırdığı için, aile olarak iş düzeni, okul düzeni, yemek yeme ve yatma saati gibi rutinlerin devamına özen gösterilmelidir. 

Travmatik deneyim her zaman uzun süreli ve tamiri mümkün ol­mayan olumsuz etkiler bırakmaz. Bu gibi dönemlerde çocukların yukarıdaki konulara dikkat ederek desteklenmesi başa çıkma becerilerini güçlendirecektir.  

Aşırı korkular( gece kabusları, anne- babadan ayrılmada yoğun endişe vs.), uyku ve yemede bozulmalar, üzgün ve endişeli ruh hali, isteksizlik ve normal aktivitelere ilgide azalma, dikkatin bozulması ve okulda başarısızlıklar, vücut ile ilgili ağrı ve endişelerin fiziksel bir sebep olmadan artması, çabuk sinirlenme ve aşırı kızgınlık, küçük çocuklarda tuvalet alışkanlıklarında gerileme gibi belirtiler görüldüğü takdirde ilgili psikolojik danışmanıyla iletişime geçilmesi önemlidir. 

Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi

 

Kaynakça:

Psiko-Eğitim Broşürleri-1. (2013). Çocuklar Duydu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı, İstanbul

Çelikoğlu, P. ve Gülzari, V. (2015). Travmanın Etkileri ve Travmayla Başa Çıkma. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi.

Travma Yaşayan Çocuklara Nasıl Destek Oluruz? (2015). Başkent Üniversitesi Psikoloji Bölümü, Ankara